Yılbaşı Filmleri 2 / 90's Serisi
Herkese Merhaba,
2025'in bitmesine 3 gün kaldı. Bu sene o kadar az film izledim ki, o yüzden yılbaşı için sadece bu 3 filmi bırakıyorum.
Batman Mask of The Phantasm: 1993 yılına ait olan bu film hem çok güzel hem de biraz karışık ama daha önce hiç Batman filmi izlemediğim için böyle bir başlangıç yapmak istedim. Phantom of the Opera filmini anımsatıyor inceden. Bruce Wayne'in gençlik yılları yani Batman olmadan önceki aşkı ve seçimleri, Gotham şehrinde ortaya çıkan gizemli hayalet ve cinayetler zinciri. O hayalet Batman'in aynası gibi. Ayrıca filmde Batman'in neden Batman olmayı seçtiğini ve yalnızlığının sebebini öğreniyoruz. Bir tarafta duygular vardır bir tarafta kötülerle savaştığı ve ona ihtiyacı olan Gotham şehri. En dikkat çeken şey, Batman asla birini öldürmez onun verdiği cezalar hep adildir. Maskeli hayalet onun olmaktan korktuğu hali gibidir. Belki de bu yüzden aynadır. Romantik, karanlık ve güzel bir film.
While You Were Sleeping: Yine 90'lı yıllara ait tatlı bir film. Sandra Bullock ve Bill Pullman'ın kimyası öyle güzel uymuş ki. Şöyle özetlersem eğer filmi, bazen hiç umulmadık anlarda umulmadık şekilde hiç beklemediğimiz bir kişide aşkı bulabiliriz. Bazen her şeyin sonu diye düşünürken hayat şaşırtır. Bazı yanlış anlaşılmalar belki de doğru bir aşkın kapısını açmak içindir ama tabi buna bir etiket vurmaz ve anlam yüklemezsek. Aşkın anlamını aslında etiketler vurarak kaybediyoruz. Oysa ki o, kendiliğinden olursa güzeldir. Bu filmde tam olarak bu var. Kar da beraber yürümeleri, birbirlerine hayallerinden bahsetmeleri, Lucy'in saçının önüne düşen tatlı kakülü (ki ondan özenip ben de kestirdim kakül) (ve evet doğru yazılışı buymuş, internetten baktım.) Estetik olarak da filmin rengi çok güzel. Yılbaşı ağaçları, renkli ışıklı sokaklar ve ailecek oturulan ev sıcaklığı...
Only Yesterday: Bu film... Allah'ım çok başka bir şey. Bu da aynı diğer bahsettiklerim gibi abartısız ve doğal ama karakterin 27 yaşında olması kendimle bağ kurmama sebep olduğu için bu filmi ayrı tutuyorum. Benim de 27 olmama 1 aydan az kaldı... Gelelim filmimize, 1991 yılına ait Isao Takahata filmidir. 27 yaşında yalnız yaşayan Taeko, çalıştığı iş yerinden izin alarak tatile gider. Gittiği yer şehirden uzak bir köydür. Yolculuk boyu 10 yaşındaki hali de ona eşlik eder. Aile davranışlarının çocuklukta nasıl bir iz bıraktığını, ilk aşkı, utangaçlığı, kardeşleriyle ilk kez ananas yediğinde hissettiği şeyi hatırlar. Köy - şehir hayatının onun üzerindeki etkisine bakar. Çok tatlı, sade ve duygulu bir film. Filmdeki meyveler ve doğa bile insanı rahatlatıyor. Ek olarak insan büyürken ne çok duygusunu kaybediyor. Düşün bir yolculuktasın. Yanındaki koltukta 10 yaşındaki halin oturuyor ve ona bir şeyler söylemeni istiyor. Ben ise şöyle söylüyorum: Küçükken oyuncak makyaj malzemelerini sürer gibi yapıp okula giderken kendi sitkom dizinin başrolüydün; ''şimdi işe gidiyorum'' derdin. Oyuncak dizüstü bilgisayarında hızlı hızlı bir şeyler yazardın. Bak tam olarak o hayal ettiğin yerdesin. İşe gidiyorsun, makyaj yapıyorsun (üşenmedikçe), bilgisayarında mail atıyorsun, hep hayal ettiğin o blazer ceketleri giyiyorsun.
İçimdeki pes etmeyen ve hep mücadele eden taraf çocukluğumdan yadigar.
Ama merak ettiğim bir şey daha var; çocukluğum karşıma çıksa o bana ne derdi?


Yorumlar
Yorum Gönder