Süreyya Operası: Külkedisi
Bunu Z raporunda anlatacaktım fakat ayrıca yazmak istedim. 14 aralık pazar günü Külkedisi operası izlemek için Süreyya Operasına gittim. Bileti 1 ay öncesinden alarm kurarak aldım çünkü Süreyya Operasında bilet bulmak çok zor hemen tükeniyor. Ben kalan son bileti aldım. Opera saatinden önce gittiğim için bir kafede oturup kahve içtim. Pumpkin spice latte içtim. Arabam balkabağına dönüşmeden onu içmek lazımdı.
Opera salonu tarihi olduğu için çok değerli bir yer. Duvarları, tavanı, localar falan tam olarak kendinizi bir masalda hissediyorsunuz. Oyun, çocuk operası olmasına rağmen beğendim. En sevdiğim masalı, hep merak ettiğim o yerde izledim. Müzikal olarak da çok başarılıydı. İsmi çok bilinmese de çok değerli ne kadar opera sanatçısı var ülkemizde. Oyunu izlerken fark ettim, opera söylenmesi en zor şeylerden birisi ve bunu yapabilenler çok yetenekli bence. Operada olan tüm diyalogları arya zannederdim fakat yapay zeka ile yaptığım konuşma sonucu şunu öğrendim: Şarkı söylüyor gibi ama aslında konuşuyorlarsa, resitatif deniyormuş buna. Eğer ortada duygu patlaması ve melodi hissediyorsak buna arya deniyormuş.
Oyun sonrası Külkedisini canlandıran hanımefendiyi tebrik etmek için mesaj attım tıpkı oyundaki gibi tatlı bir üslupla mesajıma cevap verdi. Çok hoş bir anıydı.
Locada oturdum oyunu izlemek için. 4 kişilik oluyor localar. Ben tek gittiğim için locadaki diğer 3 kişi anne baba ve bir çocuktu. Neyse kendimce bir ritüel yapmak istedim (hiç inanmam halbuki bu tarz şeylere) kolumdaki marteniçkayı çıkardım dilek dileyerek sandalyeme bıraktım. Arkamdan seslendiler bilekliğinizi düşürdünüz sanırım diye. E tabi tutup da ritüel diyemedim. Aldım bilekliği. Sonra nereye bıraksam diye düşünüp, opera salonundaki boş vezneyi gördüm. Eski telefonlardan vardı, onun yanına bıraktım. Mesajım daha hızlı gitsin diye. Sonra epey güldüm kendime.
Oradan çıktım vapurla eve dönmeye karar verdim. Kokina satıldığını gördüm iskelede. Bu senede kimse almadı diye zırlamak yerine kendime kokina buketi aldım. Vapura bindim. ''Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer'' ve ''Üstüme Basıp Geçme Yar'' şarkısını açıp dinledim. Yağmur yağdı ama içerde oturmadım martılara simit attım. Onlar simiti kaptıkça hepsinin ortaya çıkması beni hep gülümsetiyor... Çünkü biliyorum beni hep basit şeyler mutlu ediyor. Abartıdan, gürültüden ve samimiyetsiz samimiyetlerden hoşlanmıyorum.
Bu sene benim için ''en azından içimde kalmadı, denedim ya'' dediğim bir yıldı. Bazı şeyleri niye zorlamamak gerektiğini, olmayanların gerçekten olmaması gerektiğini öğrendim. Zorlamıyorum. Olduğu gibi kabul ediyorum, kendimi. Bazen olduramıyorum da biliyorum ama artık deniyorum.Sonuçta Cinderella da o baloya bir prens ile karşılaşmak için gitmedi. Güzel elbiseler giyip dans etmek istediği için gitti. Kendi değerini bilirsen daima parlarsın. Sevilen insan güzelliği diye bir şey gerçekten var ama en güzel şey insanın kendini sevmeyi bilmesidir.
A DREAM IS A WISH YOUR HEART MAKES 👠✨


Yorumlar
Yorum Gönder