Kendine Ait Bir Masa



Bugünkü yazıma annemin beni benzettiği Küçük Cadı Kiki ile başlıyorum. Nar ayıkladım, onu yiyorum (evet kendimi nar ayıklayacak kadar seviyorum). Her zamanki gibi yoğun olduğum için bu aralar çok fazla yazamıyorum. Günlerim çalışmakla geçiyor.  Sabahları işe giderken hava o kadar soğuk oluyor ki, gri kabanımın cebine ellerimi sokup başlıyorum Barış Manço şarkısı söylemeye. ''Hava ayaz mı ayaz, ellerim ceplerimde. Bir türkü tutturmuşum, duyuyorsun değil mi?'' Bu şarkıyı sabah söyleyerek yola çıkmak beni hep mutlu etmiştir. İşten döndüğümde tam okul saatine denk geliyorum. Eve giderken yolda anne/babalarının okuldan aldığı çocukların konuşmalarına denk geliyorum. Heyecanla günlerini anlatmaları beni hep gülümsetiyor. Geçen gün denk geldiğim kırmızı montlu küçük kız, kurumuş yapraklara basarak yürüme oyunu oynuyordu. Çok tatlıydı. Geçen perşembe günü çok yağmur yağdı. Çantamdaki kırmızı şemsiyemi çıkarmak yerine ''let it happen'' şarkısını açarak yağmurda klip çeker gibi yürümeyi tercih ettim. Şemsiye kullanmayı oldum olası sevmemişimdir zaten. İşten eve gelince The Office izliyorum, günün stresini atmama yardımcı oluyor. The Office bitince onunla ilgili ayrıca yazacağım. Bu aralar çok fazla film izleyemediğim için, dün gece bir oturuşta iki film izledim. I lost my body filmini izledim öncelikle. Geçmiş, gelecek ve kader üzerine basit ama derin anlamlar içeren Fransız animasyon filmi. İyi ki izledim ile niye izledim cümlesi arasında bırakan garip hissettiren bir film. Yine de şans verilebilir. Diğer izlediğim film daha güzeldi, onu ''Filmler ve Kelimeler'' bölümünde anlatacağım. 

Bu arada 6 yıl önce sürekli dondurup açtığım için kapanan bir sosyal medya hesabım vardı. Geçen gün öylesine denerken, hesabı açabildim. Kapandığında çok uğraşmıştım açılması için ama olmamıştı. Paylaştıklarım falan, sanki zaman donmuş da o an açılmış gibi hissettirdi. İçinde Feridun Düzağaç'ın yorumuma cevap verdiği bir gönderi vardı. Onun ekran görüntüsünü alıp komple hesabı sildim. ''Beklenen geliyor ama insan başka yerde oluyor.'' 

Tamino dinliyorum. Sunflower şarkısı. En sevdiğim çiçek tabi, beni mutlu ediyor. Kendime çok güzel bir çalışma masası aldım. Ders çalışmamak için kalan son bahanem de böylelikle kalktı ortadan.Yarın yerleştireceğim, en sevdiğim kitaplar, kar kürelerim ve kaybettiğim kedime çok benzeyen bardağımla. Renkli renkli bardaklarım var ve çok sevdiğim yeni bir masam. Herkesin kendine ait bir masası olmalı, kendine ait bir alanı olan herkes içinde özgürlük taşıyordur. (Kendine ait bir oda kitabını yazan Virginia Wolf bu kadar edebiyat yapmamıştır.) 

İyi haftalar, değerli okur.





Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar