Filmler ve Kelimeler: Bölüm 6
Frankie and Johnny: Birkaç ay önce izlediğim bu filme bayıldım. O kadar tatlı ve yormayan bir aşk hikayesi ki. Yormayan bir aşk pek mümkünmüş gibi gelmese de filmi izlerken dinleneceğinizi söyleyebilirim.Evrakta sahtecilik yapmaya çalışırken yakalanıp hapse giren ve mahkumlara yemek yaparken hayata tekrar tutunmayı öğrenen Johnny kısa süre hapiste kalıp çıkar. Artık elinde kalan tek şey, hapishanede kazandığı ustaca yemek yapma yeteneğidir. Bulduğu ilk işi kabul eder ve onu görür: Frankie! Frankie, yaşadığı hayal kırıklıkları ve travmaları sebebiyle aşktan tam anlamıyla kendini soyutlayan, kafasını dağıtmak için sürekli temizlik yapıp film izleyen, içten içe sevilmek istese de kimseye güvenmeyen (çok tanıdık geldi) bir garsondur. Çok sert gibi görünse de bir o kadar hassas ve güçlüdür. Her şeyi tek yapmayı alışkanlık edinmiştir ve restorandaki tüm kavanozları tek başına açmayı sever. (Bu bir metafor aynı zamanda) Onun şu repliğini çok seviyorum: ''Hayatımda bir erkek olmasını istesem gidip çalıştıramadığım bir video almazdım!'' En iyi arkadaşının ona verdiği tavsiye de çok güzeldir: ''Dışarıda kocaman bir dünya var ve sırf duyguların incindi diye ya da dışarıda virüs var diye dünya yokmuş gibi davranamazsın.'' Gelelim Frankie ve Johnny'e. İkisi arasında çok güzel bir bağ oluşur. Ama bu bağın en güzel tarafı Frankie'nin travmalarını hiçbir zaman görmezden gelmeyip onu destekleyen ve varlığıyla ona destek olmayı amaçlayan Johnny'dir. Al Pacino ve Michelle Pfeiffer'in oyunculuğu muhteşem. Zaten Scarface filminden aşina olduğumuz bu çifti bu kez başka bir evrende çok daha güzel haliyle izliyoruz. Peri masallarından fırlamış bir aşk değil, ki bu onu daha gerçekçi ve derin kılıyor.
Frankie: ''Yalnızlıktan korkuyorum. Yalnız olmamaktan korkuyorum. Şu halimden korkuyorum, olabileceğim , asla olamayacağım şeylerden korkuyorum. Ömrümün sonuna kadar bu işte kalmak istemiyorum ama ayrılmaktan korkuyorum. Artık yoruldum, anlıyor musun, korkmaktan yoruldum.
Johnny: ''Kötülükleri yok edemem haklısın. Yapamam. Ama kötülükle karşılaştığında senin yanında olacağım.
Bazı diyaloglar çok güzeldir.
Bu filmin kelimesi: Ay ışığı
Devil's Advocate: İşte benim aşık olduğum o film! Bu filmi izledikten sonra en sevdiğim film oldu diyebilirim. Doğaüstü korku filmi nasıl olmalı sorusuna cevabım bu film. Al Pacino'ya olan sevgim aşikar fakat Keanu'ya olan sevgim bambaşka. Hatta en iyi arkadaşım hep şey der, sırf bu iki adam var diye aynı filmleri tekrar tekrar izleyemezsin. (Yoo izlerim) Bu filmin konusuna gelecek olursam tıpkı se7en filmindeki gibi ''kibir en büyük günahtır'' metaforuyla yola çıkabiliriz. Film spoileri ismiyle veriyor gibi gözüksede son saniyesine kadar şaşırtmayı başarıyor. Özellikle, ilk duruşma arasında Kevin'ın lavaboda aynaya baktığı sahneyi dikkatli izleyin.(Benden söylemesi) Son sahnede çalan The Rolling Stones'in Paint it Black şarkısıyla, görselliğiyle, muhteşem oyunculuklarla (Charlize Tharon'u da es geçmeyelim) her yönüyle bu filme bayılıyorum. 90'lı yıllarda genç olup bu filmi sinemada izlemek isterdim.
Kevin: ''Peki ya aşk nedir sence?''
John: ''Abartı. Biyokimyasal olarak yüksek miktarda çikolata yemekten hiçbir farkı yok.''
Bu filmin kelimesi: Kibir

Yorumlar
Yorum Gönder