Güneş Sızıntısı
Çay kaşığıyla, çikolatalı puding yiyorum. Çabuk bitmesin diye... Küçüklükten kalma rafine bir zevk. Bu cumartesi için çok güzel planlarım vardı ama hayat planlar yaparken bazen Şevval olmaktır. Hafta başında yürürken, düşüp ayağımı çatlattım. Salı günü hastaneye gittim MR falan çekildi. O MR makinesi acayip değişik bir cihaz. Hareket etmemen gerekiyor ve aklındaki tek şey hareket etmek. Neyse benim saatler boyu kulaklığımı takıp İstanbul sokaklarında yürüme planları bir süreliğine ertelendi tabi. Yaz da bitiyor. Eylülün gelişini seviyorum. Öyle aylara sorumluluk yükleyip her aydan farklı şeyler bekleyen bir insan değilim ama eylül ayı geliyor diye heyecanlanmak, eski halimden kalan tek şey. Çoğu şey etkilemiyor, heyecanlandırmıyor artık beni. Sebebini bilmiyorum. Bazen ne kadar büyük bir şey de yaşasam tepkisiz kalıyorum bazen de küçücük bir şey beni aşırı mutlu ediyor. Dün, odalar arası mekik dokurken kapalı perdenin altında güneşin içeri sızdığını fark ettim. Bu beni gülümsetti.
İyileşene kadar paso evde olduğum için filmler - diziler arasında gidip geliyorum. 4 sağlam film ve kelimelerini yazacağım bugün. (üşenmezsem) Yeni şarkılar pek dinlemiyorum çünkü şarkı dinlemekten de sıkılıyorum. Farklı şarkılar keşfetmek istiyorum. Biri benim için playlist yapsa keşke.
Bu aralar Nazım Hikmet'in Kemal Tahir'e mektuplarını okuyorum. Çok güzel bir kitap. Beyoğlu'ndaki sahafların birinden almıştım, 1975 yılından kalma. Nazım'ın şiirlerini yıllardır okumuyordum. İçindeki bir kısım çok hoşuma gitti:
''Ona seni anlatıyorum. Bu suretle seninle konuşmuş gibi oluyorum. Hele bu -gibi olmak- dün akşam son haddini buldu, kapı açılıp içeri girivereceksin sandım.''
İyi hafta sonları sevgili okur
Saat 17:12

Yorumlar
Yorum Gönder