Filmler ve Kelimeler: Bölüm 1




Bugünkü film yazılarım diğerlerinden farklı olacak sanırım çünkü bu kez onların bana çağrıştırdıkları kelimeleri de söyleyeceğim. 

İlk olarak iki gözümün çiçeği Chungking Express filmiyle başlamak istiyorum. Wong Kar Wai yönetmenliğindeki bu filmi geçen sene izledim. (''Sade Kahve'' yazımda bahsettiğim o sağlam 3 filmden birisi aynı zamanda.) Filmin kesişim kümesi; iki kalbi kırık polis. İkisinin de ortak mekanı olan bir büfe fakat iki ayrı hikaye. Filmi izledikten sonra, anıların son kullanma tarihi olur mu diye sorguladım. (Olur bu arada) Depresyondayken eşyalarla konuşma eğilimimiz olur mu diye düşündüm (Bu da olur bu arada) Ama her şey bir anda değişebilir. Her an iyileşebilirim diyebiliriz. Bir şarkıyı saatlerce dinleyerek düşünmemizi de engelleyebiliriz tıpkı California Dreamin gibi. Filmin bana kattığı onca güzel şey arasında en sevdiğim şey bu şarkı metaforu sanırım. Filmin kelimesi: Uçak.


İkinci filmimiz Past Lives. Oldukça sevildi bu film ama beni çeken yanı popüler olması değil yarım kalan hikaye olmasıydı. Hikayesi güçlü fakat duygu geçişlerini yavaş ve sakin buldum. Filmin tek yüksek sahnesi belki de son sahnesidir. Yarım kalmışlık olduğu doğru fakat hayat hepimizi farklı yerlere atıyor, bağlarımız geriliyor geriliyor ve en sonunda kopuyor. Buradaki karakterlerinde başına gelen buydu. Kırık bir çocukluk aşkının, yetişkin hayatta sonuca bağlanamamasını çok da duygusallığa girmeden rasyonel şekilde ele alan bir film. Filmde asıl dikkatimi çeken bir diğer konu da taşınan karakterin asimile olmasıydı. Filmin kelimesi: In - Yun (Kore dilinde Kader anlamına geliyor)


Üçüncü filmimiz La La Land. 2016 yapımı olan bu filmin başrolünü Ryan Gosling ve Emma Stone paylaşıyor. Ryan'ın karakteri aynı Notebook filmindeki gibi. Bu arada yaşlan artık be adam! Maşallah diyorum. Emma'yı ilk kez izledim. Samimi, doğal ve sıcak buldum. Sarı elbisesi ikonik. Film; karşımıza mevsimler olarak çıkıyor. Yanlış hatırlamıyorsam kış - ilkbahar - yaz - sonbahar şeklinde. Müzikal anlamda ciddi bir başarı var. Sadece filmin ilk saati biraz fazla durağan. Benim izlerken bir tık uykumu getirdi. Bir ara sahiden uyudum, uyandığımda Ryan bana piyano çalıyordu. Filmin ikinci yarısı daha akıcı. *Spoiler* İki karakterin de kendine ait büyük hayalleri var. Bu büyük hayaller için birbirlerinden vazgeçiyorlar. Kırmadan, dökmeden... Filmin başlangıcı ve sonu birbirine bağlanıyor. Filmin kelimesi: Bakış

Dördüncü filmimiz, Groundhog Day. Bu yazı serisinin en ilginç ve fantastik filmi. Hiç içinden çıkamadığınızı düşündüğünüz bir an oldu mu ? Günlerin kopyasının kopyasını yaşadığınızı bir hayal edin. (Bu benim zaten hayatım demeyin, onu Tyler söyledi Fight Club filminde) İşte bu film tam olarak onu anlatıyor. İşinden nefret eden Phill Connors, bu işimdeki son günüm diyerek son haberini yapmaya gidiyor fakat işler onun tahmin ettiği gibi gitmiyor. O nefret ettiği günün içine hapsoluyor. Bu filmin kelimesi tabi ki de: Kunduz

21:21 Devamı gelecek...


 



Yorumlar

Popüler Yayınlar