Mondler, Yeni Yıl ve Radikal Olmayan Kararlarım
Yazımın ismini L-O-V-E yapıp Ross'un bu kelimeyi harflere ayırdığı sahne fotoğrafını koyacaktım ama Monica ve Chandler'in bu gifine denk geldim. Yeni yılın ilk günü aşkta referans olarak onları almak isterim, Ross'u değil. Güven, destek, eğlence ve denge dolu bir sevgi. Monica ve Chandler bana göre gerçek aşkın tanımı. Şöyle geriye dönüp baktığımda en büyük aşkım hep izlediğim dizi/film karakterleri olmuş. Bir söze denk gelmiştim, ''kafamda birini uydurdum, onu arıyorum yüzyıllardır'' diyordu. Bana o kadar uygun ki, tek farkla: Ben aramıyorum ama bir yerde denk geleceğime inanıyorum. Zaten aşk arandıkça bulunan bir şey değil. Onu eşsiz kılan tamamen spontane gelişmesi.
Duygularımı aklıma karşı gelmeyecek şekilde eğittim. Dışardan gören herkesin duygusal zannettiği ama tanıdıkça ''sen de amma duygusuzsun ha'' dediği o kişiyim. Bir şarkı dinleyince aklıma kimse gelmiyor, ben sadece şarkının güzelliğine ve ritmine kapılıyorum. Herkesin büyük aşkını konuştuğu masada ben yarın işe giderken hangi kombini yapsam diye düşünüyorum...
Yeni bir yıl geldi. Kısa bir süre sonra 26 olacağım. Küçükken 25 yaşında çoktan evlenmiş olurum diyordum şimdi aşırı komik geliyor bu fikir. Kariyerimde henüz büyük bir yükseliş yaşamadan, kendimi geliştirmeden ne evliliği? Aldığım en net ama o kadar da radikal olmayan karar, akademik konularda kendimi sürekli geliştirmek. İnsan ilişkileri konusunda zaten mevcut durumumu değiştirmem pek mümkün değil gibi. Günün birinde buraya o kadar da kalpsiz değilmişim ya yazar mıyım merak ediyorum. (2 dakika sonra yine ben) Aslında değilim galiba ya. Geçen hafta, fotoğraf makineli bir anahtarlık görmüştüm. O kadar beğendim ki, gittim aldım dün. Kasaya geldiğimde kasadaki abi hediye olarak aldım sandı, paketliyim mi dedi. Olur dedim. Kız çocuk için mi dedi. Benim için diyemedim, evet kız çocuk için deyip gülümsedim. İçimde derinlerde bir yerde olan küçük kıza hediye aldım. O kız tabi 25 yaşında evlenmediğimi, herkesi hemen sildiğimi ve sinirli bir insan olduğumu görünce şok oldu ama napimm benim de tabiatım böyle.
Ben bunu yazarken radyoda Mirkelam'dan ''ey aşk neredesin'' çalması da ayrı bir ironi.
Bonus: İroni de ne, ismimizi de mi unuttun✨


Yorumlar
Yorum Gönder