Pazar ve Ertesi
Pazar ve ertesi beni yeni haftaya hazırlıyor. 1 haftalık aradan sonra işe dönmeye hazırım. Çok şey yapma fırsatı bulamasam da dinlendim. Uzun zamandır görmediğim yakın arkadaşımla buluştum, çok güzel bir gündü. Onun haricinde kitap okudum. Gerçi tam okudum sayılmaz çünkü okuduğum kitapta baskı hatası çıktı. Dün heyecanlı heyecanlı ilerlerken 30 sayfayı atladıklarını farkettim. Ancak bana denk gelir zaten, şaşırtmadı. Pazartesi yayıneviyle görüşüp, bana bir koli kitap gönderirlerse onları affedeceğimi söyleyeceğim. Bu kadar da gönlü geniş bir insanım. Tüm bunların haricinde film izledim. İzlediklerimin hepsi çok güzeldi.
Güzel bir Hint filmiyle açılışı yaptım. Yeh Jawaani Hai Deewani filmin adı. Öyle aman aman bir konusu yoktu ama iki zıt karakterin birbirini tamamlaması güzel anlatılıyordu. Sakin olan tarafın, maceraya açılması; maceracı tarafın da hayallerinden vazgeçmemesi hoşuma giden detaylar oldu. Tüm bunların haricinde beni asıl etkileyen; filmdeki maceracı karakterin dünyada gezdiği yerlerin fotoğraflarını içeren büyük bir tablosu vardı. Orada Kapadokya'yı gördüm. Yine aynı karaktere büyük üç şehrin tanıtımını yapması teklifi gelirken, şehirlerden birinin İstanbul olması da, beni mutlu eden detaylardan birisi. Tanıtımı yapıp yapmadığını da filmi izleyip öğrenin artık.
Diğer izlediğim film bizden bir yapım; Pek Yakında. Cem Yılmaz harika bir iş çıkarmış bu filmde. En sevdiğim Cem Yılmaz filmlerinde ilk üçe rahat girer. Başroldeki Zafer karakterinin fazla üzerine gidildiğini düşünüp film boyu üzülsem de, bir o kadar da güldüm filmi izlerken. Çok fazla güzel göndermeleri olan, nostaljik tatlar yaşatan bir film. ''Sevemez kimse seni benim sevdiğim kadar'' şarkısı sonsuza kadar bana o filmi hatırlatıcak. Ha son olarak filme dair: ''Latteni kattım ağam.''
Bir de gece izledim film. Umut Işığım filmin adı. Baya beğendim. Efsane bir kadrosu var filmin. Psikolojik rahatsızlıkları çok güzel ele alıyor. Şarkıların hayatımızda nasıl etkisi olduğunu, her şarkının birer anı ve zaman makinesi olduğu film sayesinde bir kere daha anlaşılıyor. Ayrıca iç sıkmayan, iyi gelen türden bir film. Spoiler vermeden anlatacak olursam eğer; Karısı tarafından aldatılmasıyla psikolojisi mahvolan tarih öğretmeni Pat; yine de kusuru kendinde arayarak kendisindeki özellikleri düzeltirse karısının kendisine döneceğine ısrarla inanıyor. O sırada karşısına depresif Tiffany çıkıyor. Olaylar gelişiyor. Tüm karakterler şahsına münhasır aslında. Babasının OKB'ye sahip olması ve batıl inançlarıyla bütünleşmesi, yaptığı tüm o totemler falan herkesin mutlaka yaşadığını düşünüyorum. (bu mesajı 21 kişiye gönder ve dileğin kabul olsun saçmalığını atlatmadım demeyin, inanmam) Film içinde Pat'in söylediği çok güzel bir şey vardı: ''Olumsuz düşünceyi ve enerjiyi yakıt olarak kullanacağım. Yakıtım tükendiğinde, umut ışığına ulaşacağım.'' Mükemmel bir bakış açısı bu. Mutlaka izleyin derim. Filmi, izleyicilerden birisi ''iki deli bir araya gelmemeliydik'' şeklinde yorumlamış. Oysa ben filmi özetleyecek olsaydım çok ünlü bir dizi repliği var ya onu söylerdim:
''Kapat şu müziği Muhittin abi.''
Dipnot: Çukur ve türevi dizileri izlemem ama replikleri hoşuma giderse aklımda kalır.
Saat 17:54
İyi pazar ve ertesiler sevgili okur.


Yorumlar
Yorum Gönder