Barış Manço
Bir adam düşünün ki, iki küçük kol düğmesi ile kocaman bir aşk şarkısı yazsın. Barış Manço.... Kendisinin doğum günü bugün. Diyecek ne çok şey var hakkında. Kendisine olan sevgim epey derin.
Şarkılarıyla hep yol gösterdi bizlere. Toplumdaki eksikleri fark etmemizi sağladı yapıcı eleştirilerle. Toplumdaki eksikleri ne kadar eleştirse de kendini de eleştirmekten geri durmadı hiçbir zaman. Öyle ki 'Sarı Çizmeli Mehmet Ağa' şarkısında öğüt verip hemen ardından eklemişti; "Barış söyler, kendi bir ders alır mı" diye.
Gerek yaptığı programlar, gerek şarkıları ve hayata karşı sağlam duruşuyla gurur ve ilham kaynağı hepimize. Yurtdışında bizi temsil ettiği onca an var. En güzel yanı kültürümüzü kendi kalitesiyle dünyaya defalarca tanıtması.
Anadolu Rock müziğinin popüler olduğu, Barış Manço konserlerine gidebildiğim bir dönemin genci olabilseydim keşke. Ama artık ne Barış Manço gibi bir sanatçı var ne de Anadolu Rock müziği. Günümüz insanı daha basit cümleler seviyor. Barış Manço'nun şarkılarındaki derin anlamı herkes anlamıyor. Bütün şarkıları, çocukluğumdan şu an bulunduğum gençliğime kadar, her yalnız hissedişimde beni en diplerden çekip almıştır. Her şarkısının ayrı birer hikayesi var. (Dönence, kol düğmeleri, dağlar dağlar gibi) Benim için bütün şarkıları özel olsa da, "Sahilde" ve "Kara Sevda" şarkılarını ayrı seviyorum. Kadıköy'de bulunan evinin müzeye dönüşmüş halini ziyaret etmek istiyorum. Büyük merak duymama rağmen bu zamana kadar hiç gitmeme sebebim, oraya gideceğim ilk an heyecanını içimde saklama isteği aslında. Biraz tuhaf biliyorum. Olur da gidersem oradaki zarifliği mutlaka anlatacağım burada.
Tüm bunların yanı sıra iyi ki doğdun Barış Manço. Bir sahilde oturup "Sahilde" şarkını dinleyemedim henüz ama "Dönence" dinleyip kavuşamayan dönence meridyenlerini düşündüm çok kez. 7'den 70'e hep en sevdiğimiz olarak kalacaksın. Ne güzel söylemiştin; "Kırk yılda bir gelir Barış gibisi." 🎶 🖤
Yıllar sonra gelen güncelleme (2024)
Haziranın başında gittim Barış Manço müzesine. Kendimle kalmayı sevdiğim günlerden birinde, İstanbul'u tek başına turlayıp 26.000 adım atarken bulabildim müzeyi. Kadıköy sokaklarının çok ayrı bir ruhu var. Buna sebep her yerin sizi Barış Manço evine götürmesi olabilir... Bahçesinde duran arabası, içerdeki kıyafetleri, tablosu, fincanı, plakları, yüzükleri... Her şey birbirinden güzel. Gişede sizi karşılayan bir kedi mutlaka olacaktır. İçerde rastgele çalan Barış Manço şarkısı da. Tek önerim, erken gitmeniz veya kapanış saatine yakın gitmemeniz. Ayrıca biletinizi de önceden alırsanız daha iyi olur. Mutlaka uğrayın, Barış Manço'nun güzel ruhunu evin her yanında hissedeceksiniz.


Yorumlar
Yorum Gönder