Rol Model - Güçlü Karakter
Son bir aydır evde oluşumdan kaynaklı olarak yeni yazılar paylaşıyorum sık sık. Kasım ayı itibariyle bu kadar sık yazamayacağım. Kalan bir haftalık geniş zamanımı (hatta bir haftadan az) yeni yazılar yayınlayarak değerlendirmek istiyorum. Çok uzun zamandır değinmek istediğim bir konu hakkında yazmak istiyorum: Rol model.
Peki nedir rol model ? Bilhassa gençler tarafından, davranışları örnek alınan kişilere deriz. İşin en acı tarafı; toplumun karakter ve yapısını bozan kişiler, gerek sosyal medya, gerek televizyon aracılığıyla sürekli olarak onları görmemizi sağlıyor. Hatta zaman zaman ben de denk gelip izliyorum ama söylediğim tek şey: ''ben ne izledim az önce'' şaşkınlığı oluyor. Asla rol model olarak almıyorum.
Televizyonu açıyoruz, birbirinin aynısı boş diziler. İstisnalar var elbette ama çoğu böyle. Oyunculuk desen yok. Kurgu zaten berbat. Mesaj yok. Süreleri ya çok uzun ya da çok kısa. Bölümün yarısından fazlası bakışma. Hep bir güç savaşı ya da duygu sömürüsü. Kadın karakterlere biçilen roller çok üzücü. Neredeyse bütün dizilerde/filmlerde kadınlar, mantıktan uzak ve hayattaki tek amacı zengin biriyle evlenmekmiş şeklinde gösteriliyor. Üstelik bunu güçlü kadın şeklinde empoze ediyorlar. Daha fenası, kendisini aldatan ya da şiddet uygulayan sevgililerine/eşlerine döndürüp bundan güzelleme yapıyorlar. Bir kadını güçlü yapan detaylar; zengin biriyle evlenmek, ağır makyaj ve abiyeyle dolaşıp hava atmak olmamalı. Bunu yazmayan güzel örneklerimiz de var aslında. Mesela, Selvi Boylum Al Yazmalım filmi. O güzel filmin senaristini ayrıca tebrik ediyorum. Seyircinin tepkisine değil de kitaba bağlı kalan bir final yazdığı için. Çoğu kişi, Asya'nın kendisini aldatan İlyas'a döndüğü bir final istedi ama olması gereken final oldu ve Cemşit'le kaldı çünkü kendisine emek veren oydu. Asya güçlüydü. Boyun eğmedi. Oğlunu aldı ve gitti. Neyle karşılaşacağını bilmediği halde gitti. Kendi ayakları üzerinde durdu, çalıştı. Bu süreçte Cemşit kendisine elbet çok yardımda bulundu ama asıl keramet kendi içindeki boyun eğmeyen güçteydi. Öyle büyük bir güçtü ki, o büyük aşkına bile boyun eğmedi. Onun yerine dostluğu ve emeği seçti. Böyle anlatınca o efsane sahne yine gözümün önüne geldi. O sahnede çalan muhteşem Cahit Berkay müziğini de unutmamak lazım tabi.
Sadece kadınlara değil, erkeklere yazılan roller de üzücü bu arada. Erkeklerin ellerinde silah, rolleri kabadayı, kendileri zengin ve buna güç diyorlar. Oysa erkeğe biçilen güçlü rol bu olmamalı. Gücünü kaba kuvvet yerine zekasıyla gösteren, saygın ve nazik karakterler yazmak ne kadar zor olabilir ? Bir an durup Yaşar ustayı düşünelim mesela. Fakir olmasına rağmen inanılmaz güçlüydü çünkü kocaman bir kalbi ve saygı duyulası bir karakteri vardı. Öz olmayan evlatları için bile fabrikatör Saim bey'in karşısına dikilecek kadar güçlüydü. Olması gereken budur. Türk sinemasının en güzel yanı da bu zaten.
Bir kadını ya da erkeği güçlü yapan detaylar daima karakterleridir. Sosyal medyanın ve televizyonun bize servis ettiği, ışıltılı hayat rüyasına takılmak yerine; ayakları üzerinde duran, kaba kuvvete başvurmayan, hatalarının farkında olup onları telafi etmeye çalışan herkes güçlü karakterdir bana göre. En önce popülerliğin, rol model alınabilir yanılgısından çıkılmalı. Bir şeyin popüler olması, o şeyin karakter oluşumunu kusursuz şekilde tamamladığı anlamına gelmez. Keşfetmek lazım. Kendi karakterimizi keşfetmek ve sorgulamak gerekir, ruhumuzdaki gücün nereden geldiğini.
Toplumun dayattığını değil, kendi içindeki güçlü karakteri keşfet ve git kendi hikayenin güçlü başrolü ol çünkü hikayen henüz bitmedi.
İyi geceler, sevgili okur. Saat 03:25


Yorumlar
Yorum Gönder