Fıght Club
Saat 03:53. Hem aklımı hem de uykumu arıyorum. Bugün Fight Club izledim. Bu zamana kadar nasıl izlememişim acaba? (Birazdan söyleyeceklerim fazlasıyla spoiler içermektedir) Film, insomnia hastalığı çeken anlatıcımızın Tyler ve Marla ile tanıştıktan sonra değişen hayatını anlatıyor. Çocukluğumdan bu yana, ne kadar erken uyumayı istesem de (sabahın köründe bile kalksam) hep geç uyuyan bir insan olarak filmi çok beğendim. Sahip olduklarımızın zaman içinde bize sahip olduğu kısmı çok gerçekçi. Seçenek ne kadar artarsa tercih zorluğu da o kadar artar. Oysa insan, ne kadar az şeye sahipse o kadar özgürdür. Kaçımız ceketimizi alıp evden çıkacak kadar özgürüz? Değiliz. Şahsen ben değilim. Hiçbir şey olmasa bile kitaplarım var. Hepsini yanımda götürmek isterim gittiğim her yere. İşin şakası bir yana insanların eşyalara bağımlı olması gerçekten çok tehlikeli bir durum. Çünkü ne kadar sahip olursak o kadar kaybetmekten korkuyoruz haliyle kaybetmekten korktuğumuz şeylerin bağımlısı oluyoruz. Oysa bir gün kendimizi de kaybedeceğimizi farkedip, tüm bağımlılıklarımızdan vazgeçmeliyiz. Filmde geçen en sevdiğim repliklerden biri de şuydu: "tüm ümidini kaybetmek özgürlüktür." Herkesten ümidi kesip sadece kendinden ümidi kesmeyen insan hem mutludur hem de özgür. Ha bu arada filmin sonunda Tyler da Marla da anlatıcının hayali çıkıyor. (Spoiler var demiştim) Filmin son sahnesinde çalan Pixies'in Where is my mind şarkısını da çok sevdim. O sahnede geçen ve her insanın mutlaka başına gelmiştir dediğim şu repliği yazarak yazımı sonlandırayım:
"Beni hayatımın çok garip bir döneminde tanıdın."

Yorumlar
Yorum Gönder